bnr
 

Düğun:
Bu yörede; düğün gelenekleri gelişmeye bağlı olarak değişime uğramıştır. Bazı düğün adetleri ortadan kalmıştır.
Kız İsteme:
Genellikle görücü usulüyle kız istenir. Oğlan, önceden beğendiği kızı, anne ve babasına söyler. Evlenme yaşı eskinden 15-20 iken şimdilerde ekonomik zorlukların da katkısı ile 20-25 bazen de 30'a vardığı görülmektedir. Oğlanın yeni bir ev yaptırıp içini döşemesi onun lehinedir. Evlenme yaşına gelmiş oğlana yakınları, beğendikleri kızları önerirler. Genellikle anne ve baba ailelerine uygun kızı oğlanlarına bildirirler. Bu kız muhtemelen akrabalardandır. Son dönemde eğitimli, lise, yüksek okul, fakülte mezunu insanların çoğalmasıyla bu durum değişmiştir. Artık oğlan, önceden tanışıp bir süre arkadaşlık ettiği kız ile evlenmektedir. Oğlanın anne ve babası, beğendikleri, uygun gördükleri ya da oğlanın tanışıp konuştuğu ve anlaştığı kızı istemek için kızın evine giderler. Allah'ın emri Peygamberin kavliyle kız istenir. Kızın annesi babası uygun görürse kızı verirler. Sonra da nişan törenlerinin tarihlerini belirlerler.

Nişan:
Kız ve oğlan taraflarının yakınları ve komşular davet edilir. O gün her iki tarafın akrabaları gelirler. Gelin ve damadın nişan yüzükleri ve diğer takılar takılır. Davet edilen konuklar geniş bir salonda oturtulur. Yemek ve içkiler ikram edilir. Bu arada öncelikle gençler, oğlan yakınları başta olmak üzere, darbuka ya da kasetten hareketli müzik çalıp oynamaya başlarlar. Kız ile oğlan yan yana oturtulur. Yemek ve içme faslı bittikten sonra bir sininin içinde oğlan tarafının kıza aldığı takılar, giysiler vb. getirilir. Ailenin en yaşlısı çiftlerin yüzüklerini takar. Oğlanın yüzüğünü kız tarafı alır. Daha sonra sininin içindeki gelin için alınmış hediyeler orada bulunanlara gösterilir. Misafirlere tatlı (baklava, pasta vb) ikram edilir.
Çeyiz Çıkarma:
Düğünü kısa zamanda yapılabilecek kadar hazırlıklarını yapmış olan oğlan aileleri üç ya da altı ay içinde kızın çeyizini tamamlamasını isterler. Hemen her genç kız, evlenme yaşına geldiğinde çeyiz düzmeye başlar. Nişanlandıktan sonra bu iş hız kazanır. Nişanlılık dönemi genellikle iki, üç yıl sürer ve bu süre içinde oğlan yurt dışında çalışıp düğün parası biriktirmektedir. Babası zengin olanların böyle bir sorunu yoktur. Üç ay içinde düğün yapıp evlenirler. Nişanlılık döneminde oğlan tarafı kız tarafına dini bayramlarda çeyizlik niteliğinde hediyeler götürür. Kıza harçlık verirler. Düğün günü belirlendikten sonra , bir gün ya da birkaç gün öncesinden çeyiz çıkarılır. Oğlan tarafı yakınlarını, kız tarafı da aynı şekilde çeyizi görmeleri için komşularını ve yakınlarını davet ederler. Oğlan tarafı, davullu zurnalı ya da darbuka ile müzik çalarak, alkış tutarak kız evine gelirler. Kız evinin bahçesinde oynayıp halaylar çekerler. Bu zaman içinde kız, bütün çeyizini taşınacak duruma getirmiş; kurdelelerle (kırmızı ya da mavi) bağlanmıştır, konukları bekliyordur. Evden ilk çıkarılan eşya şudur: Bir tabak içine bardak, bardağın üzerine çaprazlamasına bir çatalla bir kaşık ve bardağın içinde buğday ya da pirinç konularak kurdeleyle bağlanmış olan eşyadır. Bu arada zılgıt ve alkış sesleri yükselir. Böylece kızın düzdüğü çeyiz oğlanın evine götürülmek üzere arabaya taşınır. Çeyiz oğlanın evine geldiğinde, önce müzik çalınır sonra oyunlar oynanır, halaylar çekilir. Sonra da arabadaki çeyiz daireye taşınır. Çeyizi gelin ve arkadaşları düzenler; çeyizdeki eşyaları kullanım durumlarına göre vitrine, yatak odasına ya da mutfağa vb. yerleştirirler. Bu eşyaları düzenleyenlere oğlan tarafından yemek verilir.

Düğün Töreni :
Bütün halk davet edilir. Bu davet genellikle sözlüdür. Köy de fakir olan birine damadın ailesi tarafından para verilir ve halkı davet etmesi istenir. Şehirde ve komşu köylerdeki akrabalar davetiye kartlarıyla davet edilir. Düğünler iki gün sürer. Ve genellikle akşamları olur. Köyün top sahası ya da geniş, uygun bir alanda yapılır. Son zamanlarda düğün salonları tercih edilmektedir. Yurt dışında bulunan akrabalar varsa onların ve şehirde çalışanların düğünde bulunması için düğünler genellikle yaz aylarında ve hafta sonu yapılır. Gelecek misafirler için hem gelin evinde hem de damadın evinde yemekler hazırlanır. Düğün alanına gitmeden önce misafirlere yemek ve içecek verilir. Gelin kına günü kuaföre gider, saçını yaptırır ve gelinliğini giyer. Gelinlik eskiden kırmızıydı. Ancak son dönemlerde, pembe, gri, mavi renkli gelinlikler de giyilmeye başlanmıştır. Gelinin yakınları da saçlarını yaptırırlar. Bu arada damat da, takım elbisesini giyinmiş ve berberde traş olmuştur. Gelin kuaförde hazır olunca onu kuaförden alır ve fotoğraf stüdyosuna giderler. Orada fotoğraf çektirdikten sonra, gelinin evine gelirler. Damat gelini eve bıraktıktan sonra kendi evine gider. Saat 20:00 civarında düğün alanında orkestra çalmaya başlar. Orkestra 8, 12 kişilik müzik grubudur. Alanın girişinde gelin ve damadın yakınları, gelen misafirleri şeker ve kolonya ile karşılar. Gelen konuklar sandalyelere oturduktan sonra, gelin ile damat alana girerler. Müzik eşliğinde alanı dolaşıp halkı selamlarlar. İlk önce gelinle damat yalnız dans ederler, sonra yerlerine otururlar. Önce gelin hanım ve ailesi oynamaları için sahneye davet edilir. Gelinin yakınları gelini ve damat beyi oyuna kaldırırlar. Daha sonra damat beyin de ailesi oynadıktan sonra bütün misafirler oyuna davet edilir. Kızlı erkekli, oynamak isteyen herkes kalkıp oynarlar ve halaylar çekerler. Saat 11:00'a doğru gelinin kınası hazırlanır. Gelin ve damat beyin arkadaşları bir 7 kişilik bir kına grubu oluşturur. Mumlarla ve çiçeklerle süslenmiş kınayı tabakların içinde ellerini alırlar. Müzik eşliğinde kınayla oyunlar oynarlar. Gelinle damadı da aralarına alıp ellerindeki kına tabakları ile oynatırlar. Daha sonra kına grubu oyunlarını bitirir ve gelinle damadı yerine oturtup oyun alanından ayrılırlar. Misafirlere: "Gelinle damadın kınasını yakacağız ne dersiniz?" gibi bir soru sorulur. Halk da alkış tutarak, "Mübarek olsun" diye cevap verir. Mesut olmuş bir karı-koca gelinle damadın kınasını yakarlar. Kadın gelinin, koca da damadın kınasını yakar. Kına gelinin sağ el ayasına, damadın sağ elinin serçe parmağına yakılır. Kına yakıldıktan sonra zılgıtlar çekilir. Ve halk yeniden oyuna davet edilir. Böylece çiftetelli oyunundan sonra, halay çikilmeye başlanır. ertesi gün gelinin hangi saatte çıkarılacağı (evinden alınacağı) anons edilir. Önce sekme halayı, sonra üç adım ve en sonunda da yedi adımlı halay çekilir. Halk dağılır ve kına gecesi bitmiş olur. İkinci gün de gelin kuaföre gider, saçını yaptırır ve gelinliğini giyer. Gelinlik beyazdır. Damatla birlikte fotoğraf çektirildikten sonra eve gelirler. Öğleden sonra gelinin baba evinden çıkarılması töreni düzenlenir. Damadın ailesi ve davetli halk gelinin davul ve, zurna ve alkışlarla gelirler. Evin bahçesinde oyunlar oynanır, halaylar çekilir. Damat, annesi ve babasıyla gelinin akrabalarıyla birlikte oturduğu odaya girerler ve gelini almaya geldiklerini söylerler. Gelinin abisi ya da erkek kardeşlerinden en büyüğü gelinin kırmızı kuşağını üç defa bağlayıp çözer. Sonunda iki düğüm atıp bağlar. Gelin damat ile abisi ya da kardeşinin koluna girer ve arabaya binerler. Bu zaman içinde davul ve zurna çalmaya ve halk oynamaya devam eder. Damadın ablası ya da kız kardeşi mutfağa girer, bir tabakla iki çatal ve iki kaşık alır. Gelinle damat arabaya bindikten sonra gelinin yakınları da arabaya biner. Damatla gelinin evleri birbirine yakınsa halk yürüyerek, gelin arabasının arkasında alkış tutarak, davul ve zurna eşliğinde damat evine giderler. Evler uzaksa damadın kiraladığı dolmuşlara binerler ve öylece giderler. Damadın evine varıldığında, evin önünde oyunlar oynanır, halaylar çekilir. Davulcu ve zurnacı kapının önünü tutarlar. Oğlan evinin kapısına gelince gelin, kayınbaba "attan inmelik" vermeden arabadan inmez. Kayınbaba gelinin arabadan inmesi için para verir. Gelinle damat arabadan inerken, damadın yakınlarından bir kadın, elinde bir sini ile onları karşılar. Sinin içinde çiçeklerle süslenmiş hamur beziği, bir demet çiçek ve bir de içinde tütsü yakılan buhurdanlık vardır. damat bu sinin içine para bırakır. Bu arada oynayan halkın üzerine, gelinin ve damadın başına para, şeker, buğday, mısır ya da bunların bir kaçı karıştırılıp saçılır. Gelin ile damat içeri girmek için kapıya yaklaştıklarında çalgıcılar kapıyı tutmuşlardır. Damat para çıkarıp davulun üzerine bırakır. Çalgıcılar yan çekilir. Sonra gelin, çiçeklerle süslenmiş hamur beziğini kapının eşiğine yapıştırır. Eline verilen bardak ya da tabağı yere atıp kırar. Sonra içeri girer. Böylece müzik susar, gelin çıkarma töreni sona erer, törene katılan halka yemek verilir. Düğün masrafları damadın ailesi tarafından karşılanır. Akşam saat 20:00'da düğün alanında halk toplanmaya başlar. Gelin damat alana gelince halkı selamlar ve sahnede dans ederler bu sırada yakınları başlarına renkli pullar, çiçekler, kimi zaman para saçarlar. Onlar oturduktan sonra halk oyuna davet edilir. Oyunlar oynanır, halaylar çekilir. Saat, düğünün bitmesine bir saat kala gelin ve damadın takıları takılır. Müzik susar ve mikrofonla damatla geline kimin ne taktığı anons edilir. Takılardan sonra halk düğün sahiplerine yardımcı olmak için anonslarla (şebooşş!) para bırakırlar. Bu paralar köy muhtarı ve ihtiyar heyeti tarafından sayıldıktan sonra ne kadar olduğu halka anons edilir ve düğün sahibine verilir. Düğün sahibi, bu mutlu günü kendisiyle paylaştıkları için köy halkına teşekkür eder. Köy odasına ya da okula bağışta bulunur. Müzik tekrar çalmaya başlar, oyunlar oynanır ve son halaylar çekilir. Bundan sonra halk dağılır ve düğün son bulur.